Rob Minkoff’un yönettiği ve Jet Li, Jackie Chan, Michael Angarano ile Yifei Liu’nun oynadığı "Yasak Krallık" haftanın iddialı filmlerinden biri olmayı başarıyor.
Senarist John Fusco, Maymun Kral, Sekiz Ölümsüz ve Beyaz Saçlı Gelin gibi Çin efsanelerinden ve romanlarından ögeler alarak, onları bu orijinal senaryoya göre tasarlar.
Günümüzde, 17 yaşındaki Jason Tripitikas’ın yatak odası film yıldızları ve uzakdoğu dövüş sanatı kahramanlarının posterleriyle kaplıdır. Bir kungfu fanatiği olarak, Jason sürekli Maymun Kralı rüyasında görmekte ve sık sık, ucuz kungfu DVD’leri almak için Yaşlı Sekme adındaki gizemli bir kör adamın işlettiği tefeci dükkanına gitmektedir. Bir gün dükkanda tesadüfen, ucuna bronz bir maymun figürü işlenmiş, 1m80 uzunluğunda, tıpkı rüyalarında Büyük Bilge’nin kulladığına benzeyen bir asa bulur. Yaşlı Sekme ona asanın, 100 yıl önce büyükbabası dükkanın açtığından beri orada olduğunu ve satılık olmadığını; bir adamın gelip, onu gerçek sahibine götürmesi gerektiğini ama hiç gelmediğini söyler. Filmin resmi sitesi için TIKLA ve fragman için tıkla...
"Hulk""Spiderman" and "X-men" gibi çizgi romanlarını sinemaya taşıyan MARVEL serüvenine bi yenisini daha ekledi "IRONMAN".2 Mayıs ta gösterime girecek olan IRONMAN basit efektlere sahip olsada -ki fragmandan gördüğüm kadarıyla öyle, diğerleri kadar ilgi çekeceğini zannetmiyorum... Bence sinemaya uyarlanan çizgi kahramanlarından en güzeli ve etkileyici olanı "Spiderman" ve "TRANSFORMERS"...Gel gelelim "IRONMAN" a Jon Favreau’nun yönettiği ve Robert Downey Jr., Terrence Howard, Gwyneth Paltrow ile Jeff Bridges’in oynadığı “Iron Man” çizgi roman olarak yayınlanışından tam 46 yıl sonra 186 milyon dolarlık dev bir yapım bütçesiyle beyazperdeye uyarlandı.Çin ordusu için silâh yaratmak zorunda bırakılan milyoner sanayici Tony Stark, bu çalışma sırasında kendisi için de gizlice zırh üretiyordu. Böylece Çinliler’in kontrolünden çıkarak onları durdurabileceğine inanıyordu. Çin’den kaçıp ABD’ye geri döndüğünde tehlikeli bir komplonun varlığını keşfedince durdurabilmek için de Demir Adam’a dönüşüyordu...
Jon Chu’nun yönettiği ve Briana Evigan, Robert Hoffman, Adam G. Sevani ile Will Kemp’in oynadığı Sokak Dansı vizyonda!
Maryland Sanat Okulu’nagiren Andie çevresiyle uyum sağlamaya çalışırken eski rüyası olan Baltimore’daki sokak dansçılarıyla beraber dans etme hayalini hâlâ korumaktadır. Okulun en yetenekli öğrencisi Chase ise beklediği büyük çıkışı Baltimore’un en büyük sokak dansları yarışması olarak bilinen The Streets / Sokaklar’da yarışmak için bir grup kurarak gerçekleştirmek istemektedir.
Yazacak birşey yok can sıkıntısından ne ayzacağımı dahi bulamıyorum ve buna sebep olan durumsa ruh halim.....Ne yapmalıyım neeeee.......Aslında içimden birşeyler kırmak,birşeylere vurmak geçiyor,vizeler bitti(etkileyen bu değil)....Sahip olduğum içimdeki gücü boşaltmak istiyorum....Ama olmuyor böyle devam edemiyorum....UNUTAMIYORUM......
Bugünlerde vizyona giren ve benim sabırsızlıkla pazartesi gününü(ki pazartesi perşembe Turkcell sağolsun) izlemek için beklediğim filmin konusu kısaca şöyle:
Filmde, her biri farklı bakış açılarına sahip sekiz yabancı ABD başkanına yapılan suikast girişiminin ardındaki gerçeği bulmaya çalışıyor. Thomas Barnes ve Kent Taylor, Başkan Ashton’ı korumakla görevli gizli ajanlardır. Başkan Ashton, İspanya’ya varışından birkaç dakika sonra vurulunca, kargaşa baş gösterir ve suikastçı avı sırasında apayrı yaşamlar kesişir.Fragmanı buradan ve aşağıdan izleyebilirsiniz...Fragmana bakılırsa bayağı güzel bir film...İzlemeniz tavsiye edilir...
Geçen cuma günü gösterime giren Özgürlük Savaşçısı(In The Name Of The King) süper birşeye benziyor...Fragmandan izlediğim kadarıyla...Daha gidemedim ama bu pazartesi gideceğim nasipse-ki salı günü sınav var salla ya ne sınavı....Fragmanı burdan ve aşağıdan izleyebiliriz...
Owe Boll’un yönettiği ve Jason Statham, Ray Liotta, John Rhys-Davies ile Matthew Lillard’ın oynadığı Özgürlük Savaşçısı basit bir köylünün kötü bir büyücünün yarattığı korkunç bir savaşçı ordusu tarafından çocuğunun öldürülüp karısının kaçırılması karşısında yenilmez bir savaşçıya dönüşmesinin hikayesini anlatıyor.
Herkesin kendisini “Çiftçi” diye çağırdığı köylünün hayatı, hayvani yaratıklardan oluşan ve Krug adı verilen bir ordunun baskını ile alt üst olur. Krug’lar oğlunu öldürüp karısı Solana’yı kaçırırlar. Çiftçi, barış dolu dünyasının alt üst olmasıyla öç almak için arkadaşları Norick ve Bastian’ı da yanına alarak Krug ordusunun elinden Solana’yı kurtarmak için yola çıkar.
Arkadaşlar filmin kurgusu güzel,ayrıca anestezi sırasında olan olaylar daha da bir etkileyiciydi benim için(çaktırmayın filmin 2.cd sinde çıkmak zorunda kaldım-o günün verdiği yorgunluk ve o sahneleri izlemek ters etki yaptı).Biraderim Ferdi'ye de burdan teşekkür ediyorum yüzüne söylesek de(gerçi o da etkilendi ama fazla değil-çaktırmıyor o da ).
Filmin konusu kısaca şöyle;
Clay (Hayden Christensen), geçirdiği açık kalp ameliyatı sırasında "anestezik farkındalık" adı verilen durumu yaşamaktadır. Yani olup bitenin tamamen farkında olacak şekilde uyanıktır, operasyonu tüm acısıyla hissedebiliyordur ancak yine anestezinin etkisiyle vücudu hiçbir şeye tepki gösteremeyecek şekilde paralize olduğundan, ameliyat ekibinin bundan haberi yoktur.
Clay'in genç karısı Sam (Jessica Alba), ameliyat sırasında hayati kararlar vermek zorunda kalırken, Clay'de kendi zihni içinde tekinsiz bir yolculuğa çıkar.
Arkadaşlar bu hafta salı günü okulda "Gladiator" filminin İngilizce sunumunu yapacağım nolur bana dua edin...Gerçi süre konusunda hocayla anlaşmazlıklarımız var ama ben gene de devam edeceğim nasıl olsa yarı da kesmez de mi...Valla güzel bi sunum olacagını umuyorum....
Arkadaşlar RECEP İVEDİK gibi gereksiz filmlere gidenler için sesleniyorum bi de bu filmi izlemek için sinemaya gidin.Şimdi bazı sesler duyuyorum ne demek istiyorsun sen ben kendi düşüncemi belirtiyorum bana göre R.İVEDİK çok gereksiz çünkü içinde güldüğümüz hayasızlıklar var.Zati Türk insanı bu ya küfüre güler ya da hayasızlığa güler sadece bir tanesi içinden çıkarda anlamlı espriye güler.Benim görüşüm bu yanlışsam yorumuma yorum katın da hatam varsa anlayayım.
Gelelim filmin genel konusuna:film konu olarak saçma çünkü bir kaç tane genç kendilerini istediği yerlere ışınlayabiliyorlar(ışınlancakları yeri görmeleri lazım).David Rice(Hayden Christensen) isimli genç ilk ışınlamasını kız arkadaşına vermek için aldığı hediyeyi her lisede olduğu gibi artist tipler buz tutmuş gölün üzerine atar.O da kahramanlık yapacak ya gider almaya ve aniden buz kırılır ve suyun içine düşer daha sonra bilmediği bir nedenden ötürü kendini şehir kütüphanesinde bulur daha sonra kendi gücünün farkına varan David ailesini terkeder ve yalnız yaşamaya başlar mesleği ne mi olur...Tabii ki soyguncu hem de profesyonel...Bu arada bu jumper'ların avlayıcıları vardır.Bir tarikat olarak geçiyor filmde...Roland(Samuel L.Jackson) isimli tarikat üyesi jumper'ları yakalar ve öldürür.Öldürürken şu sözü "Bir anda her yerde olabilme özelliği sadece Tanrı'ya ait olmalıdır." söyler...Filmin sonu mutlu son...
Film görsel efekt ve etkileyici sahneleriyle benim ilgimi çekti umarım sizinkini de çeker...Film konu olarak saçma lakin adamlar hakkını vererek yapmışlar yiğidi öldür ama hakkını ver misali......Fragmanı buradan izleyebilrsiniz...