7 Ağustos, 1974’de, Philippe Petit isimli genç bir Fransız o zamanın en yüksek binaları olan New York şehrinin ikiz kuleleri arasında gerilmiş telin üzerine ilk adımını attı.
Telin üzerinde yaklaşık bir saat dans ettikten sonra tutuklanıp psikolojik değerlendirmeden geçip kısa süre sonra salıverilmek üzere hapse atıldı. Petit, altı ay kulelerin hayalini kurmuş ve New York’ta geçirdiği sekiz ay boyunca da projeyi gerçekleştirmek için çalışmıştı.
Arkadaşları ve iş birlikçileriyle beraber, Petit inanılmaz engeller aştı: İkiz kulelerin güvenliğinden geçmek; üzerinde yürüyeceği teli ve ipi germek için gerekli eşyaları binaya sokmak; teli iki çatıya ulaştırmak; kulelerin sallanma oranı ve rüzgarın gücünü hesaplayarak teli germek. Nihayet sabah saat 7:15’te, Philippe Petit, Manhattan kaldırımlarından 411 metre yükseğe gerilmiş tele ilk adımını atıyor. James Marsh’ın çok konuşulan ve nefes kesici belgeseli, Petit ve ona yardım eden arkadaşlarının anlatımları ile “yüzyılın sanatsal suçu”nu bize tüm heyecanıyla aktarıyor. Asla asla demeyenlere adnmış bir belgesel...
Gerçek bir hikayeden uyarlama olan Operasyon: Valkyrie’de Tom Cruise, onuruna düşkün bir asker olan? Colonel Stauffenberg rolünde. Olağan Şüpheliler ve X Men’in yönetmeni? Bryan Singer’ın çektiği bu yeni filminde, ülkesine aşık olan Colonel, 2. Dünya Savaşı sırasında Hitler’in yaptıklarını desteklemese de tüm bunlara tanık olmak zorunda kalmıştır ve Avrupa ya da Almanya yokolmanın eşiğine gelmeden birinin Hitler’i durdurmasını diler. Bunun gerçekleşmeyeceğini görmesiyle kendisi öne atılmaya karar verir ve Hitler karşıtı sivil bir grup olan Alman Direniş örgütüne katılır. Hitler’e duyduğu nefret ve ülkesine olan sevgisi yle, eşi ile çocuğunun hayatı? pahasına da olsa Hitler’i bizzat öldürmek üzere harekete geçer...
Bay Evet - Yes Man’de Jim Carrey, kendi kendine yardım programına
yazılan Carl Allen adlı bir adamı canlandırıyor. Söz konusu program tek
ve basit bir ilkeye dayanmaktadır: Her şeye evet demek. İlk başta, evet
gücünü açığa çıkarmak Carl’ın hayatını inanılmaz ve beklenmedik biçimlerde değiştirir, ama çok geçmeden anlar ki
hayatını sonsuz olasılıklara açmanın bazı olumsuzlukları da
olabilmektedir.
Bir genç kız ile, içgüdüleriyle savaşmak pahasına onu kötü vampirlerden
koruyan iyi vampirin aşkını konu alan aksiyon dolu bir modern aşk
hikayesi...
Bella Swan (Kristen Stewart) her zaman
için diğerlerinden farklı olmuştur; Phoenix kolejindeki moda meraklısı
yaşıtlarından biri gibi olmaya çalışmamıştır. Annesi yeniden evlenip Bella'yı
babasının yanında yaşaması için Washigton'daki Forks kasabasına
gönderdiğinde de pek bir şeyin değişeceğinden umutlu değildir. Uzun
süre geçmeden gizemli ve göz kamaştırıcı yakışıklılıkta olan ve daha
önce tanıdığı erkeklere hiç benzemeyen Edward Cullen (Robert Pattinson) ile tanışır. Aklı ve zekasıyla kızın ruhunu okur adeta. Çok geçmeden Bella ve Edward, tutkulu ve alışılmışın dışında bir romantizme kapılırlar. Edward
dağ keçisinden bile hızlı koşup, gitmekte olan bir arabayı çıplak
elleriyle durdurabilme gibi yeteneklere sahiptir ve 1918'den beri
azıcık bile yaşlanmamıştır. Tüm vampirler gibi o da ölümsüzdür. Fakat
ne kurt gibi sivri dişleri vardır ne de insane kanı içer; Edward ve ailesi yaşam tarzlarındaki seçimleriyle vampirler arasında eşi görülmemiş bir ailedir. Edward için Bella 90 yıldır beklediği o ruh eşidir. Fakat aralarındaki yakınlaşma arttıkça, Edward'ı
kontrolden çıkarabilecek o eski koku güdüsüyle savaşmak daha zor bir
hal alacaktır. Üstelik Cullen'ın ölümcül düşmanları da ortaya çıkınca
işler iyice karışacaktır…
Casey Beldon (Odette Yustman) kendisini çocukken terk eden
annesinden nefret etmektedir. Ancak açıklanamaz birtakım olaylar
meydana gelmeye başlayıp rüyasında bir hayalet görmeye başlayınca,
annesinin onu neden terk ettiğini anlamaya başlar. Sonunda hayaletin
uyanık saatlerine de egemen olması üzerine çareyi ruhsal olaylar
danışmanı Sendak'a (Gary Oldman) başvurmakta bulur. Sendak'ın yardımını alan Casey,
ailesi üzerindeki lanetin kökeninin Nazi Almanya'sına kadar uzandığını
ve kendisine musallat olanın bir hayalet değil, tuhaf bir yaratık
olduğunu keşfeder. Herkesin ve her şeyin içine girebilme yeteneğine
sahip olan, dünya dışı bir boyuttan gelen bu yaratık, bedenleri ele
geçirdikçe daha da güçlenmektedir. Lanetin ortadan kalkması için tek şans, dünyamızın ötesinde henüz doğmamış birisi tarafından açılmış olan bir giriş kapısını kapatmaktır.
James Bond, Casino Royale’deki sürükleyici maceralarına devam ediyor. Sevdiği kadın Vesper tarafından ihanete uğrayan 007, içinden gelen dürtüye karşı koyarak son görevini kişiselleştirmemeye çalışır. Kararlılıkla doğruyu ortaya çıkarmaya çalışırken Bond ve M, Mr White’ı sorguya çekerek, Vesper’a şantaj yapan, kimsenin tahmin edemeyeceği kadar karmaşık ve tehlikeli bir şebekeyi ortaya çıkarırlar.
Ferzan Özpetek’in merakla beklenen son filmi "Mükemmel Bir Gün" ilk kez 65. Venedik Film Festivali’nde seyirci karşısına çıktı.
Emma ve Antonio iki çocuklu evli bir çifttir ve bir yıla yakın bir zamandan bu yana ayrı yaşamaktadırlar. Antonio eskiden eşiyle paylaştığı evde tek başına kalmaktayken Emma çocukları da alarak annesine taşınmıştır. Bir gece, Palazzo’ya bir baskın ekibi çağrılır. Polis, silâh seslerinin duyulduğu apartmana girer.
"Mükemmel Bir Gün", hızlı bir akışla, bu anı önceleyen 24 saatte gelişen olayları ve her adımlarında gözetlenen bir grup insanın basit fakat “biricik” yaşamlarını ele alıyor.
Hollywood bu yaz film kusmaya devam ediyor.Şimdiye kadar yaptığı filmlerle ortalığı çoşturan Hollywood yapımcıları bu sefer "The Mummy;Tomb of the Emperor" ile sahne alıyor.Her hafta birbirinden etkili bi filmle karşı karşıyayız anlıcanız,geçtiğimiz hafta Dark Knight vardı bu hafta da karşımızda Mummy 3...Filmin ilk 2 serisini izlemeyen yoktur,Mumya ve Mumya geri döndü.Her iki filmin de başrol oyuncusu Brendan Fraser ve Rachel Weisz(Kapımdaki Düşman ve Constantine'den hatırlayınız)..Serinin bu son filminde Rachel Weisz Hollywood'un başka bi yapımı için bu seriden ayrılmış bulunmakta.Bu sefer Rachel'in rolünü Maria Bello canlandıracak.Filmin çocuk karakterini(gerçi bu seride olmuş 20'lik delikanlı) ise Luke Ford canlandıracak.Filmin kötü adam rolünü Arnold Vosloo yerini yani "Imhotep" karakterini Jet Li'ye kaptırmış....Kaptırmasa olmaz zati çünkü filmin konusunda Çin'li bi mumya yanlışlıkla uyandırılıyor.Arnold'u Çin'li yapacak değiller ya
Filmin konusu şöyle;Alex(Luke Ford) yanlışlıkla(hiçbi zamn bilerek yapmadılar) büyücü Zi Juan(Michelle Yeoh)'ın lanetine uğrayarak sonsuza kadar mezarında kalmaya mahkum edilen Çin'in zalim ruhlu Ejder İmparatoru ve 10.000 savaşçısını derin uykularından uyandırır.genç arkeolog yaşayan ölülerle nasıl başedebileceğini daha iyi bilen ailesinden yardım almak zorunda olur.Ve böylece O'connell ailesi de acımasız İmhotep Ejder İmprator'u durdurabilmek için yoğun bi maceraya atılırlar...
cepVizyondakilerden muhteşem bir filmle yeniden karşınızdayım.Ne yazacağımı hemen hemen herkes tahmin edebilir......MEET DAVE.....Film konusundan çok başrolü oynayan kişiden ötürü izlenmeye değer kannımca.Başrol oyuncusu Dr.Dolittle,Dady Day Care,Çatlak Profesör'den tanıdığımız Eddi Murphy.Filmin konusu şundan ibaret;bir takım uzaylı komutanlarının binlerce katı büyüklüğündeki uzay araçlarıyla yer yüzüne inmesiyle başlar.Kendi gezegenelerini kurtamak için uğraşmaktadırlar fakat uzay araçları kendine daha ilginç bir misyon seçmiştir;güzeller güzeli(Gina Morrison) bir dünyalının kalbini kazanmaktır.Olaylar bu çerçevede oldukça komik sahnelere gebe kalacaktır.Ben fragmanı izledim 10 üzerinden daha değerlendirme yapamadım ama izlemeye değer.Bu sefer Eddie Eddie'nin içinde...Filmin websitesi ve imdb'si...
Bu filmin 1.sini(yani Narnia Günlükleri Aslan,Cadı ve Dolap) izlediğimde beklentimi karşılayamamıştı.Filme başladım,ilk yarı bitmez olmuştu benim için,nasıl film aksiyon sahnelerine(savaş sahnesi falan) geçmeye başlamıştı ki "idare eder" diye yorum yapasım geldi.Eksiklerine rağmen gene de 1.si güzeldi her ne kadar ilk başlarda çocuksu gelse de.Şimdiyse vizyonda bu serinin 2. filmi yani Narnia Günlükleri Prens Caspian var.Filmin ilk fragmanını "IRONMAN"a gittiğim zaman sinemada film öncesi reklamlarda izlemiştim(yanlış hatırlamıyorsam ama büyük ihtimalle IRONMAN'dı).Fragman oldukça çekici,izlenir bir yapıt olarak gösteriyor ve umarım da öyle olacak.Önceki filmin konusu Dünya Savaşı sıralarında amcasının yanına taşınan 4 kardeşin(Peter,Susan,Lucy,Edmund Pevensie) en küçüklerinin keşfettiği(Lucy) dolapla NARNİA denilen yepyeni bir dünyaya açılırlar.Ve orada kötü Cadı ve Aslan'la tanışırlar ve ardından olaylar süregelir.Her neyse ilk filmin konusu böyleydi.Filmin 2. serisinin konusu oldukça hoşuma gitti;Narnia'daki Altın Çağ bitmiş ve onların yani 1. filmde yaşanan olaylardan bu yana 1.300 yıldan fazla bir zaman geçmiştir.Ülkenin büyüleyici konuşan hayvanları ve mistik havasından geriye bir avuç kalmıştır.Artık ülkenin her yerinde acımasız Lord Mirax'ın liderliği altındaki Telmarinler adlı yeni bir insan ırkı türemiştir.Ülkenin kudretli ve ihtişamlı Aslan'ı o zamana kadar hiç gözükmemiştir.Pevensie kardeşleri geri çağıran kişi Telmarinlerin gerçek prensi olan PRENS CASPİAN(Ben Barnes)'dır.Prens Caspian acımasız amcası Lord Mirax'a karşı Aslan'ın ve bu 4kardeşin yandaşlığını alarak Narnia'yı o eski muhteşem günlerine geri döndürmek için mücadele edecektir.
Ve Narnia Günlükleri Aslan,Dolap ve Cadı'yı izeyip de "hadi be çocuksu bir film" deyip de filmin 2.serisini izlememezlik yapmasınlar.Serinin 2. filmi her çaptan insana göre;görsel ögeleriyle yetişkenlere heyecanlı dakikalar yaşatacak cinsten bir yapıt bu.Ben kesin izleyeceğim ama CD'sini bekliyecek ya da internet aleminden yararlanacağım gibi gözüküyor.Ne yapalım Turkcell "gnctrcll" kampanyasını bitirdi.İzmirde de film bileti 7ytl'den başlıyor,biz öğrenciyiz değil mi?,aslında gitsem o paraya da değer cinsten bir film ama ne yapalım artık bizde evde izleriz...Herkese iyi seyirler....Yardımcı kaynaklar;forum divxplanet,sinema,google