Ağlamaktan korkma, böyle de çok güzelsin
Önce hayrandır sana, senin çekincelerin vardır yanaşmazsın kaçarmış gibisindir. Sonra bir ara kafanı çevirirsin ona döner bakarsın, yüzünü, gözlerini, içini görür gözlerinden.
Artık büyü bozulmuştur, o sana kendini farkettirmiştir, zafer onundur ve sonra başlar oynamaya.
Acaba içine biraz limon atsam tadı nasıl olur, biraz karabiber, hımm.. biraz tuzu eksik, biraz ondan biraz bundan. Güzel. Kıvama getirmiştir seni.
Bitti. Bu kadar, zaten nedir ki? Ne istiyodu? İstediği sadece kendini farkettrimek, ve bu sayede onun ulaşılmaz biri olmadığını ispatlayacaktı kendi iç sesine, çünkü o iç sesi ona kendisini küçümsettiriyordu.Zaferden sonra o iç sesi yenmişti.
Ha sen mi? Senin önemin yok, sen ona göre kaybetmiş birisin, yola devam.
Kazanan ve kaybedenin olmak zorunda olmadığı şeylerde olmalı. Ama olamıyor çünkü insan kendini hep haklı çıkarma telaşında olan aciz bir varlık. Mutlaka kendi kafasında kendisini haklı çıkartıp kazanacaktır, yoksa yaşayamaz.
Senin nadiren yaptığın hata şu;sen kendini açma, çözülme,bırak onlar zafer kazandıklarını sanamasınlar.
Neyse ki sen akıllı adamsın vesselam. Aptallığını bile kabullenip onu doğru kullanabilyorsun ya, kendini suçu hissetmeni sağlayacak kurnazca hareketleri tersine çevirebiliyorsun. Hayat kısa. Ömür bir altın. Uzun zaman görüşmeyelim desen ne olur her gün yeniden doğan birine? En uzun zamanım bir sonraki sabaha kadar,diyen birine.
Gözlerinden akmasa, kalbinden akacak. Dışarıya vurmasan, içinde kanayacak. Ağlamaktan korkma canım, böyle de çok güzelsin.



